Online Terapi

Online Terapiler Skype, Facetime ya da Zoom gibi uygulamalar üzerinden yürütülmektedir.  

Bilgi almak için aşağıdaki başlıklara göz atabilir, başka sorularınız var ise direkt iletişime geçebilirsiniz.

Online terapi nedir, neleri kapsar?

Online terapi ilk olarak bir danışan ile bir terapist arasındaki Internet üzerinden etkileşim olarak tanımlanmıştır. Online terapi, gerçek zamanlı (yani telefon görüşmeleri, anlık mesajlaşma ya da videolu görüşme) veya zaman gecikmeli bir şekilde (yani e-postalar) yoluyla sağlanabilir.

Web terapisi, e-terapi, telefon terapisi, çevrimiçi terapi ya da online terapi olarak adlandırıldığını duyabilirsiniz.

Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin (BİT) danışmanlık ve terapiye entegrasyonu, özellikle çevrimiçi hizmetler söz konusu olduğunda henüz tamamlanmamış bir süreçtir.Türkiye dahil dünyanın birçok yerinde terapistler çoğunlukla geleneksel konuşma ve danışanla yüzyüze etkileşime dayanan terapi yöntemlerini tercih etmektedir.

Geleneksel yaklaşım, bazı yaş ve danışan gruplarında tatmin edici sonuçlar sağlasa da, teknolojinin yaşamımızın her alanına entegrasyonuyla birlikte özellikle de gençler, genç yetişkinler ve aktif bir yaşama sahip bireylerin yaşamında online iletişim araçları (Instagram, Twitter, WhatsApp, Snapchat, Skype, Zoom, Jitsi vb.) sözlü iletişimin günlük bir uzantısı haline gelmiştir. Bu da geleneksel terapileri yeni tanımlanan bu ihtiyaçları da gözetecek esnemeler yapmaya itmektedir. Örneğin, eskiden hiçbir danışanla telefon numarası paylaşılmazken şimdilerde belirli sınırlar çerçevesinde bu iletişim kanalı açık tutulabilmektedir.

Psikolojik danışma ve psikoterapinin bir evrimi olarak, online terapi geleneksel metodlara nazaran çokça fayda sağlayan önemli bir araçtır.


Online terapinin avantajları nelerdir?

  • Online randevu ayarlamanın yüzyüze olana göre hızlı, kolay ve esnek oluşu.
  • Yüzyüze seanslara ulaşım zorlukları göz önünde bulundurulursa danışanın seçtiği yerde hizmeti alabilme konforuna sahip olması.
  • Evden terapi alma şansı/zorunluluğu olan danışanların tedaviye erişim hakkının olması.
  • Online terapinin, geleneksel yüz yüze seansları tamamlayıcı işlevinin olması.
  • Toplu taşımaya erişimin engel olabileceği özellikle uzak bölgelerde mobilite sorunlarının olmaması.
  • Danışanın durumuna en uygun desteği verebilecek uzmanın farklı şehir, bölge ya da ülkede ikamete ettiği durumlarda danışan açısından erişilebilir olması.
  • Danışanın terapistin kendisi için uygun olup olmadığını görmesinin daha az zahmetli bir yolu olması.
  • Bekleme odalarının olmaması (gizlilik açısından koruyucudur).
  • Aracı personelin olmaması (gizlilik açısından koruyucudur).
  • Terapiye gitme motivasyonu düşük olan ya da hiç olmayan kişiler için tedavide ilk adım oluşturması.
  • Yüzyüze süregiden bir terapinin devamında herhangi bir sebeple danışan ulaşım sağlayamayacak olduğunda terapinin kesintiye uğramadan devam olacağı sağlaması (Bu durum özellikle yurtdışına okumak ya da çalışmak için gitmek zorunda olan danışanlala sık yaşadığımız bir durum.)
  • Az vakti olan veya sık seyahat edenler için, kendi evinde veya ofisinde terapi alma olanağının olması, bu avantajlara örnek verilebilir.
  • İster yüzyüze ister çevrimiçi olsun psikoterapistlerin insan çeşitliliğine dair farkındalıklarını ve farklı gruplarla çalışmaya dönük hassasiyetlerini geliştirmeleri gerekmektedir. Meslek etiğinin bir parçası olan bu durum, hem geleneksel hem de çevrimiçi terapinin önemli bir unsuru olmakla birlikte; internet, özellikle gecikmeli yanıt verilebilecek durumlarda çeviri yapabilmek ve gruplara özgü çalışmalar üretebilmek bakımından da avantaja sahiptir.

İnternet ayrıca, herhangi bir şekilde (ne yazık ki ruh sağlığı alanında da) ayrımcılığa maruz kalabilen hassas grupların güvenli ilişki kurabilecekleri bir terapisti araştırıp erişebilmesine daha fazla olanak sağlar. Benzer şekilde kendi kültürlerini, inançlarını ya da felsefeleri paylaşan bir terapist arayışında olanlar için de hem bilgi edinme hem de erişim olanaklarını arttırır.

Alanda yapılan bazı araştırmalar da çevrimiçi müdahalelerin seyahat zamanını, masraflarını ve bekleme listelerini azalttığı için hem terapistler hem de danışanlar açısından tercih edildiğini göstermektedir (1).

Araştırmalara yansıyan bir diğer konu ise ruh sağlığı sorunları riskinin 10 ila 24 yaş arasındaki gençler arasında yüksek oranda olmasına rağmen, bir dizi engel nedeniyle bu yaş grubunun profesyonel tedavi alma olasılığının en düşük olduğudur. Bu sebeple online müdahalelerin (metin tabanlı çevrimiçi danışmanlık vb.) özellikle gençlerin ruh sağlığının korunabilmesi adına önemli bir kaynak olduğu düşünülmektedir (2).


Online terapiyi en çok kimler kullanmaktadır?

  • Yurtdışında olan ve anadillerinde danışmanlık veya terapi almayı tercih eden insanlar,
  • Profesyonel çalışma hayatı tam zamanlı olup esneklikleri sınırlı olan kişiler,
  • Seyrek nüfuslu bölgelerde ve/ veya uzman açısından yetersiz kalan bölgelerde yaşayanlar,
  • Fiziksel engellerden ya da kronik hastalıklardan dolayı hareketliliği kısıtlanan kişiler;
  • Belirli bir konuda çalışan bir uzmandan destek almak isteyen kişiler ya da çeşitli sebeplerle tercih ettiği uzmanla görüşmek isteyen kişiler, özellikle bu uygulamalardan sıklıkla faydalanmaktadır.

Aynı danışanlarımız gibi psikoterapistler olarak bizlerin de terapi sürecine yansıyan kendine özgü bir tarzı, kişiliği ve çalıştığı ekolle de paralel bir yaklaşım biçimi vardır. Terapide danışanlarımızla kurduğumuz ilişkinin iyileştirici gücüne inanan bir klinisyen olarak her terapistle her danışanın yeterince uyumlanamadığı durumların olabileceğini düşünüyorum. Bu durumun elbette ki iyileşme sürecini zorlaştıran yanları olcaktır. Bu açıdan da bireyin daha rahat ilişki kurabileceğini sezinlediği terapistle bu yolculuğa çıkmasının önemli olduğuna inanıyorum.

Bazen bu kişi kilometrelerce ötemizde bir yerde yaşayabilir olabiliyor. Bu bakımdan da online terapilerin çokça tercih edildiğini söyleyebilirim.


Online terapiler yüzyüze terapiler kadar etkili midir?

Literatürde online terapinin çeşitli psikolojik bozuklukların tedavisinde etkili olduğu bulgulayan birçok araştırma bulunmaktadır:

Depresyon tedavisinde yüzyüze terapinin etkinliğinin online terapiyle karşılaştırıldığı bir araştırmaya göre; 8 hafta boyunca bilişsel davranışçı terapi yöntemleri uygulanmış, iki tedavi biçiminin de eşit derecede yararlı olduğu bulgulanmıştır (3).

Klinik ortamda yürütülen bir başka araştırmada ise, internet temelli veya yüzyüze grup terapi şeklinde uygulanan Bilişsel Davranışçı Terapi’nin (BDT) panik bozukluk için etkinliği karşılaştırılmıştır. 113 danışan ile 10 hafta boyunca internet üzerinden BDT (n = 53) veya BDT temelli grup terapisi (n = 60) yürütülmüştür. Tedaviden sonra ve 6 aylık takipte, danışanlar tekrar bir psikiyatrist tarafından değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuçları, panik bozukluğa ve agorafobiye dair semptomları azaltmada daha yaygın olarak kullanılan BDT grup çalışmalarıyla, internet temelli uygulanan BDT çalışmalarının eşit derecede etkili olduğunu göstermektedir (4).

Anksiyete ve depresyon tedavisinde online terapinin etkinliğini inceleyen bir meta-analiz çalışmasına göre de; internet tabanlı tedavilerin 1-3 aylık takip sürecinde bile etkili olduğu gözlenmiştir (5).

2008 yılında yayınlanan bir başka derleme çalışmasında, 2006 yılına kadar yayınlanmış farklı biçimlerde çevrimiçi tedavinin etkinliğini inceleyen 14  makalenin meta-analizini yapılmıştır.  Toplamda 9.764 danışanla yürütülmüş olan bu 14 çalışmada bildirildiği üzere, yüzyüze ve internet temelli müdahaleler (BDT, psiko-eğitimsel ve davranışsal müdahaleler) arasında yapılan bir karşılaştırmada etkinlik açısından anlamlı bir fark olmadığı ortaya konmuştur (6)

Web tabanlı müdahalelerin etkinliğinin değerlendirildiği birçok araştırmanın incelendiği bir başka meta-analiz çalışmasında; insomnia, depresyon, anksiyete bozuklukları, alkol ve madde kötüye kullanımı da dahil olmak üzere çeşitli ruh sağlığı sorunları için online müdahalelerin yüzyüze tedaviler kadar etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. (7)

Literatür görüldüğü üzere çeşitli teknolojiye dayalı iletişim türlerinin terapötik veya danışmanlık amaçlı etkisi daha çok sistematik gözden geçirmeler ve meta-analizler yoluyla incelenmiştir. Sonuçlar kesinlikle umut vaadedicidir. Önümüzdeki süreçte çevrimiçi müdahalelerin veya danışmanlık hizmetlerinin yaygınlığını veya etkinliğini değerlendiren daha çok çalışmaya ihtiyaç olduğu söylenebilir.


Online terapi kimlere uygun değildir?

Bazı psikoterapistler çalıştıkları ekollerin kuralları gereğince terapist ve danışan arasındaki ilişki dinamiğinin olumsuz etkilenmemesi ve kullanılan yöntemlerin internet üzerinden uygulamaya müsait olmaması sebebiyle online müdahaleleri tercih etmemektedir. Scharff (2013), online müdahalelerde danışanın ve terapistin fiziksel varlığının kaybının yarattığı bir açık olduğunu dile getirmiştir. Buna dönük olarak da, her terapi sürecinde danışan ve terapisti bu durumun nasıl etkilediğinin de konuşulmasını önermiştir (8).

Çalışma yöntemleri online çalışmaya müsait olan terapistler arasında da kimileri online müdahaleleri danışanlara ulaşmak için değerli araçlar olarak kullanabilirken, kimi terapistler çevrimiçi hizmetlerden kaçınmakta ve farklı nedenlerle direnç ve şüpheyle yaklaşabilmektedir. Bunun sıklıkla dile getirilen bir sebebi; online terapilerin teknolojiyle ilişkisi rahat olmayan danışanlara ve kriz yaşayan bazı danışanlara uygun olmayabileceğidir. Online müdahalelerde sınırları korunmanın zorlaşacağı inancı bir diğer nedendir. Bir başka gerekçe de gizliliğin korunabilmesi konusunda endişelerinin oluşudur.

İlk duruma dönük olarak, terapistlerin teknik sorun olasılıklarının farkında olması, hazırlıklı olması ve onları müdahalenin bir diğer bileşeni olarak dikkate alarak danışanı bilgilendirmesi önemlidir. Oluşabilecek aksaklıklara (bağlantı sorunu vb.) çözüm üretebilmek adına B planı oluşturmak ve özellikle ilk başlarda zamanı biraz daha esnek tutmak iyi bir yoldur.

Aynı zamanda terapistin online görüşmelere başlamadan önce danışanın online sağladığı müdahale türüne teknoloji kullanım bilgi ve becerisi açısından uyduğundan emin olması gerekir. Benzer bir durum terapistin teknolojiyle ilişkisinde de kendini gösterebilmektedir. Terapistlerin de online müdahaleleri kullanırken sisteme hakim olması ve güvende hissetmesi terapinin sağlıklı ilerlemesi adına olmazsa olmazdır.

İnternetten iletişim kurmaya daha fazla aşina olabildikleri için gençlerin, önceki kuşaklara göre daha hızlı uyum sağladıkları sıklıkla görülmektedir.

Ruh sağlığı uzmanlarının gençlere metin tabanlı online danışmanlık hizmetleri sağlamaya dönük bakış açılarını araştıran bir çalışmalaya göre; çevrimiçi desteğin etkinliğini azaltan faktörler arasında: sistemi değerlendirme ile ilgili zorluklar, metin iletişiminin yavaş ilerlemesi, sözsüz konuşma işaretlerinin olmaması ve bağlantı sorunları belirtilmiştir. Bununla birlikte, metin tabanlı online desteğin etkinliğini arttıran faktörler arasında da: terapistin kişilerarası iletişim becerilerinin gücü, krize müdahale stratejilerini kullanma, daha az karmaşık sorunlarla çalışma ve daha yoğun destek gerektiğinde erişimi kolaylaştırması yer almıştır (9).

Bazı çalışmalar insanların yüzyüze görüşmelere nazaran internetin daha ‘güvenli bir alan’ olduğunu hissetme eğiliminde olduğunu göstermektedir (10).

Bazı insanlar da çevrimiçi ortamda daha az utanç ve endişe duyarlar. Bu kişiler için aynı odayı paylaşma zorunluluğunun olmaması kendini açma miktarını arttırabilir.

Geleneksel yüzyüze terapilerde olduğu gibi online terapilerde de seansa dönük erteleme, ödeme, sıklık, süre ve terapistle ilişkinin sınırlarına dair bilgilerin danışanla netleştirilerek ve anlaşmaya varılarak ilerletilmesi oldukça önemlidir. İnternet karşılıklı anlık erişimi kolaylaştırdığı için olası sınır aşımlarına daha geniş bir alan bırakabilmektedir. Burada mesele bu çerçeveyi aynı hassasiyette oluşturmakta ve açık iletişimde yatar.

İkinci duruma gelirsek; ciddi bir krizin yaşandığı durumlarda da, online seans durumu analiz etmek, uygun yönledirmeyi yapabilmek ve sonraki adımlara karar vermek için hızlı erişim kolaylığı açısından oldukça faydalı olabilir. Çeşitli konularda ilk adım hizmetleri veren ve vaka yönetimi yapan birçok telefonla danışma hattı ülkemizde aktif olarak kullanılmaktadır. Kaldı ki çok büyük krizlerde yüzyüze olarak psikoterapistin yapabileceği müdahale zaten sınırlıdır. Kişinin yakınları bilgilendirilerek, kişi tıbbi destek için hastaneye yönlendirilir.

Bunların dışında, zaman zaman danışanların terapi için uygun ortamı ayarlamakta zorlandıklarına şahit olabiliriz. Böyle durumlarda sürecin sabote olmaması adına seans içinde aralıklı olarak danışanın kendini rahat hissedip hissetmediğine yönelik sorular sormanın, her şey yolundaysa devam etmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Çok nadir de olsa özellikle ani gelişen dışsal koşulların zorladığı durumlarda (örn. tamirat gürültüsü) seansı erteleme opsiyonunu açık tutmanın danışanlara da kendilerini daha güvende hissettirdiğine inanıyorum. Bazı danışanların evi/ofisi paylaştıkları diğer kişilerin  varlığından rahatsız olabildiği durumlar olabileceğinden seans ayarlaması sırasında bu konuyu gündeme getirmenin alternatif çözüm yollarını baştan düşünmek adına da faydalı olabileceğini söyleyebilirim.


Online terapi güvenli midir? Online terapilerde gizlilik nasıl korunur?

Çevrimiçi dünya gerçekten bir danışanın gizliliğine dair riskler içerse bile; bu risklerin gerçek dünyadaki terapi seanslarında alınan benzer risklerden önemli ölçüde veya daha büyük olduğunu söyleyemeyiz.

Genel olarak ister çevrimiçi olsun ister yüzyüze, gizlilik, belirli yasal koşullar altında bozulabilmektedir:

Mahkeme emri: Yasal koşulların zorladığı durumlarda terapist danışana dair bazı bilgileri paylaşmak zorunda kalabilir; ancak bu koşullarda dahi yanıt verirken mümkün olduğu kadar kişiye dair bilgileri gizli tutmaya çalışır.

Yaşamsal risk ve zarar verme: Danışanın hayatı tehlikede olduğunda veya danışan başkasına zarar vermekle tehdit ettiğinde, danışanın gizlilik hakları bir kenara bırakılır. Yaşam, bir kişinin bu denklemde mahremiyet hakkından daha önemlidir. Terapist mümkün olduğunca danışanla işbirliği içinde dışarıdan destek alır. Özellikle 18 yaş altı, yaşlı, engelli vb. hassas gruplara yönelik şiddet içeren birçok durumda terapistin bildirim zorunluluğu vardır.

Bir de yasal olmayan ancak uygulama sırasında gizliliğin maalesef bozulabildiği bazı durumları sıklıkla duymaktayız:

Örneğin; hastane, sağlık merkezi vb. birçok kurumsal yapıda danışana doğrudan muamele etmese bile birçok sağlık personeli danışanların faaliyetlerine ilişkin bilgi edinme erişimine sahiptir. Daha büyük yapılarda, bu faaliyet sorgulanmayabilir ve sorumlu personel tarafından fark dahi edilmeyebilir.

Yan odada ne konuşulduğunu açıkça duyabildiğiniz ses yalıtımı uygun şekilde yapılmamış ya da yanlış yere konumlandırılmış bekleme odalarından, her ne kadar gizliliğin önemi hakkında bilgilendirilmiş olsa bile danışanlar hakkında kendi arasında konuşan kurum personellerine kadar gizlilik hakkının delindiği birçok durum yaşanabilmektedir.

Danışanın kliniğine ya da bir terapistin ofisine giderken görüldüğü durumlarda bile aslında gizlilik kaybedilebilir.

Bu riskler yaygın olsa da, birçok profesyonelin yüzyüze terapi seanslarıyla ilgili günlük riskleri görmezden gelme eğilimi olabilmektedir. Yine de, online müdahalelerin risklerini daha yüksek şekilde algılayabilmektedirler.

Tüm bu gizliliğe dair riskler elbette ki yüzde yüz kontrol altına alınamayabilir; bununla birlikte potansiyel riskleri anlamak ve ister yüzyüze ister çevrimiçi olsun danışanı bilgilendirmek bu riskleri azaltmak için önlem almanın ilk adımıdır. Akabinde ise biraz daha hassas ve sistemli olabilmek adına rutin güvenlik adımlarını uygulamak gerekir.

Kimlik açısından belirleyici bilgileri paylaşmadan bir süpervizöre veya başka bir terapiste danışmayı veya danışanın yazılı, bilgilendirilmiş rızası alınarak yapılan vaka sunumları gibi durumlar bu çerçevenin dışındadır. Bununla birlikte, şahsen özellikle vaka sunumu ya da kitap vb. yayınlarda danışan bilgilerinin izinli olarak paylaşılmasının bile görece gri bir alan olduğunu düşünüyorum. Kişilerin bu izni verdikleri sıradaki ruhsal durumlarıyla sonrasındaki ihtiyaç ve beklentileri farklılık gösterebilir. Her ne kadar arzu etmesek bile danışan-terapist ilişkisinde oluşmuş bir hiyerarşi ya da danışanın hayır deme zorlukları bile bizleri durumu tekrar düşünmeye zorunlu tutar.


Online terapilerde kişisel bilgiler korunabilir mi?

E-posta tabanlı riskler, hazır teknolojiler kullanılarak neredeyse tamamen ortadan kaldırılabilmektedir. Danışanlar şifrelemenin yararları hakkında bilgilendirilirse ve bu teknolojileri kullanmaya dönük teşvik edilirlerse riskler asgariye inebilir.

Günümüzde aslında gizlilik, çevrimiçi tehditler (spam, kimlik hırsızlığı), güvenli ödemeler vb. birçok konuda teknik çözümler bulunmaktadır. Terapistlerin ve danışanların bu konularda bilgi sahibi olması önemlidir. Bir bakıma bilgi paylaşımı yeni bilgilere de gebedir. Kendi terapi pratiğimde online sistemlerdeki gelişmeleri takip etmekle birlikte; birçok güncel bilgiyi meslektaşlarım ve  danışanlarım yoluyla da edindiğimi ve uyguladığımı söyleyebilirim.


Online terapilerde etik sorunlar var mıdır? 

Bugüne kadar araştırmacılarca tartışılan etik konular arasında: gizliliğin etkin şekilde sağlanması, uygulama için lisanslama, dijital ağlar aracılığıyla iletilen verilerin geçerliliği, danışan ve terapistin tanımlanması, belgelendirme, kriz müdahaleleri ve riskli klinik durumlar, terapist müdahalelerinin yeterliliği, yazılım uygulamalarının olası yanlış kullanımı, belirlenmiş bir yasal prosedür, coğrafyaya özgü faktörlerin farkındalığı, terapötik ilişki üzerindeki etki ve terapötik bir ilişkinin geliştirilmesi vb. konular yer almaktadır. Bunlat göz önünde bulundurularak birçok araştırmacı, en güvenli uygulamalar için kılavuzlar oluşturmanın önemi vurgulamıştır.

Literatürde tanımlanan siber alanın sınırlamaları ve zorluklarıyla başa çıkmak için bazı öneriler arasında: uzmanların müdahaledeki gizlilik ve mahremiyet sınırları risk altında olduğunda, bilgilendirilmiş onay almaları; mesleğin tanımlanmasını danışan adına kolaylaştırmak için de ilk görüşmenin yüzyüze yapılarak danışanın fiziksel bir adrese gelmesini sağlanması vb. yöntemler yer almaktadır.Reşit olmayan danışanlar için de ebeveynlerden yazılı izin alma vb. benzer bir prosedür önerilmektedir. Bununla birlikte, pratik hayatta bu koşulları her daim yerine getirmek mümkün olmayabilir. Üstelik önerilen birçok müdahale yalnızca izin alındığının belgelenmesi üzerinedir.

Sistemin insan hatasını en aza indirgeyecek şekilde çalışmasının önemli olduğuna inanan biri olarak klinisyenlerin bireysel inisiyatifine bu durumun tamamen bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum.Bununla birlikte, ülkemizde kapsamlı ve iyi planlanmış bir ruh sağlığı yasası ve psikologlar için meslek yasasının bulunmamasının terapi süreçleriyle ilgili denetimi de terapist ve danışanların haklarının korunmasını da zorlaştırdığı aşikar.

Bu noktada, sistemsel bir adım atılana kadar danışanlara terapist ve terapi seçimiyle ilgili büyük bir sorumluluk düştüğünü söylemem gerekir. Online kanallar yoluyla (kişisel blog, instagram, twitter vb.) terapistler hakkında kullandıkları teknikler, mezun oldukları okullar, çalışma alanları vb. konularda bilgi edinme ve ona göre seçim yapmanın görece güvenli bir başlangıç sağlayacağına inanıyorum. Benzer biçimde terapistten de uzmanlığına dair çeşitli belgeleri talep etmek bir seçenektir.


Online terapiler sırasında sınır ihlalleri meydana gelirse, kiminle iletişime geçmek gerekir? 

Online terapiler sırasında sorunlar veya ihlaller meydana gelirse, hangi düzenleyici kurumun yetki alanı vardır?

Online müdahaleler konusunda henüz ülkemizde hukuki bir altyapı bulunmasa da, müdahalenin genellikle ülkelerin ilgili meslek birliklerinin etik kurallarında bulunan etik ilkelere ve mevcut ülkedeki yasal normlara uygun olması gerekir.

Terapistler ve danışmanlar her ülkede farklı bir kurum veya meslek birliği tarafından lisanslandığı için, hizmet kalitesi, tedavi prosedürü, faturalandırma uygulaması veya doğrudan terapist ve danışan arasında çözülemeyen başka bir konuda bir sorun olması durumunda, danışanlar bu kurumlar veya dernekler ile bağlantı kurabilir. Durumla bağlantılı olarak bir hukuk danışmanı ile süreç götürülebilir. Terapistlerin haklarının ihlal edildiği durumlarda da benzer bir prosedür işlemektedir.



(1) Wright, J., Stepney, S., Clark, J. A., & Jacob, J. L. (2005). Formalizing anonymity: A review. University of York Technical Report YCS 389.
(1) Marks, I. M., Mataix-Cols, D., Kenwright, M., Cameron, R., Hirsch, S., & Gega, L. (2003). Pragmatic evaluation of computer-aided self-help for anxiety and depression. The British Journal of Psychiatry, 183(1), 57–65.
(2)Navarro P, Sheffield J, Edirippulige S, Bambling M. (2020). Exploring Mental Health Professionals’ Perspectives of Text-Based Online Counseling Effectiveness With Young People: Mixed Methods Pilot Study. JMIR Ment Health;7(1): e15564
(3) Wagner B, Horn AB, Maercker A. Internet-based versus faceto-face cognitive-behavioral intervention for depression: a randomized controlled non-inferiority trial. J Affect Disord. 2014;152-154:113-121.
(4) Bergstrom J, Andersson G, Ljotsson B, Ruck C, Andreewitch S, Karlsson A, Carlbring P, Andersson E, Lindefors N. (2010). Internet- versus group-administered cognitive behaviour therapy for panic disorder in a psychiatric setting : a randomised trial. BioMed Central Psychiatry: 10, 54.
(5) Hudnall, Cory P.; Humble, Ty C.; and Wilson, Seth M., “Meta-Analysis: Anxiety and Depression Measures in Online Therapy Treatment” (2020). University Presentation Showcase Event. 24.
(6) Barak, Azy, et al. (2008). A comprehensive review and a meta-analysis of the effectiveness of internet-based psychotherapeutic interventions. Journal of Technology in Human Services, 26.2-4: 109-160.
(7) Cuijpers, P., Marks, I. M., van Straten, A., Cavanagh, K., Gega, L., & Andersson, G. (2009). Computer-aided psychotherapy for anxiety disorders: A meta-analytic review. Cognitive Behaviour Therapy, 38(2), 66–82.
(7) Cuijpers, P., van Straten, A., Andersson, G., & van Oppen, P. (2008). Psychotherapy for depression in adults: A meta-analysis of comparative outcome studies. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 76(6), 909.
(7) Amichai-Hamburger, Y., Klomek, A. B., Friedman, D., Zuckerman, O., & Shani-Sherman, T.(2014). The future of online therapy. Computers in Human Behavior, 41, 288–294.
(8) Scharff, J. S. (2013). Technology-assisted psychoanalysis. Journal of the American Psychoanalytic Association, 61(3), 491–510.
(9) Navarro P, Sheffield J, Edirippulige S, Bambling M. (2020). Exploring Mental Health Professionals’ Perspectives of Text-Based Online Counseling Effectiveness With Young People: Mixed Methods Pilot Study. JMIR Ment Health;7(1):e15564
(10) Amichai-Hamburger, Y., & Barak, A. (2009). Internet and well-being. In Y. Amichai- Hamburger (Ed.), Technology and well-being (pp. 34–76). Cambridge University Press.
Email
Instagram
YouTube
LinkedIn
LinkedIn
Share