Bağımlılıkta Risk Yaratan Durumlar

 

İntoksikasyon (Zehirlenme) ve Yoksunluk:

Madde kullanıma bağlı olarak, kullanım sırasında ya da sonrasında uygunsuz psikolojik ya da davranışsal değişiklikler görülebilir. Intoksikasyon ya da zehirleme olarak adlandırılan bu durumda her maddenin kendine özgü belirtileri olmakla birlikte, farklı maddelerde benzer semptomlar da ortaya çıkartabilir. Örneğin: alkol intoksikasyonuna (zehirlenmesine) bağlı olarak
; sözü ağızda gevelercesine konuşma, istemsiz göz hareketleri (nistagmus), sendeleyerek yürüme, koordinasyon bozukluğu, dikkat/hafıza bozukluğu ve/veya koma sıklıkla görülmektedir. Esrar zehirlenmesinde ise gözde kan oturması, iştahta artış, ağız kuruluğu ve/veya taşikardi (kalbin hızlı atması) görülebilir.

Benzer şekilde; maddeler uzun süreli olarak kullanıldıktan sonra bırakıldığında ya da kullanım miktarı azaltıldığında yoksunluk belirtileri adı verilen psikolojik ya da fiziksel belirtiler ortaya çıkabilir. Örneğin: kokainin yoksunluk belirtileri arasında duygusal iniş çıkışlarla birlikte giden aşırı yorgunluk, kabus görme, uyku bozuklukları, iştahta artış ve/veya zihinsel aktivitenin azlaması gibi semptomlar yer alır.

Yoksunluk belirtileri en iyi ihtimalle kişide rahatsızlık ya da huzursuz yaratır. Ancak daha önemlisi bazı maddelerin yoksunluğu ölümcül olabilir. Tıbbi takip olmaksızın özellikle de uzun süreli kullanımlarda; alkolü, benzodiazepin grubu (Xanax, Nervium, Ativan vb.) ve opiyat grubu (eroin, morfin vb.) maddeleri KESİNLİKLE aniden bırakmamak gerekir. Rehabilitasyonun detoks aşamasının minimum 2 günden 1 hafta hatta daha fazlasına uzama gerekçesi budur.

Delirium:

Madde kullanımına bağlı olarak kısa sürede ortaya çıkan delirumda: dikkatini odaklamada zorlanma, çevrede olup bitenlere dair farkındalığın azalması, hafıza sorunları, algı bozuklukları ve konuşmanın bozulması gibi dil sorunları görülebilmektedir. Kişi gün içinde iniş çıkışlı olarak bu semptomları yaşayabilir.

Psikotik bozukluklar:

Madde intoksikasyonuna (zehirlenmesine) ya da yoksunluğuna bağlı olarak kişi hezeyanlar ya da halüsinasyonlar yaşamaya başlayabilir. Hezeyan (sanrı), kişinin düşünce biçiminin bozulmasına bağlı olarak geliştirdiği yanlış inançlara verilen isimdir. Örneğin, kişi vücudunun parazitler tarafından ele geçirildiğine ya da insanların onun düşüncelerini okuyabildiğine inanabilir. Benzer biçimde, gerçekte olmayan şeyleri duyma, görme ya da hissetme gibi halüsinasyon adı verilen bir algı sorunu da gözlemlenebilir. Örneğin; kişi steril bir hastane ortamında çürümüş et kokusu alabilir ya da bedeninde karıncaların yürüdüğünü iddia edebilir. Bir hezeyanın ya da halüsinasyonun en önemli özelliği tüm aksi kanıtlara rağmen kişinin inancının doğru olduğunu saplantılı biçimde savunmasıdır.

Duygudurum Bozuklukları:

Kişi; değişken biçimde depresif ya da aşırı yükselmiş (manik) bir ruh hali yaşayabilir. Duygularını yansıtma ve diğer insanlara empati yapabilme becerisinin azaldığı huzursuz bir duygudurum yansıtabilir.

Kaygı Bozuklukları:

Kişi; yoğun anksiyete, panik atak ya da takıntı hastalığı (obsesif kompülsif bozukluk) gibi sorunlar yaşayabilir. Panik atak yaşayan kişi; kalp krizini düşündüren kalp çarpıntısı, titreme, terleme, nefes darlığı, deliriyormuş ya da ölüyormuş gibi hissetme gibi belirtiler sergileyebilir. Takıntı hastalığı söz konusu olduğundaysa kişi; yoğun stres ve kaygı yaratmasına ve durdurmak için devamlı mücadele etmesine rağmen zihnini ele geçiren tekrarlayan düşüncelere saplanabilir. Bu düşünceleri rahatlatmak için anlamsız bile bulsa sürekli olarak belirli davranışları yerine getirebilir ya da başka düşüncelerle onları rahatlatmaya çalışabilir.

Ayrıca madde intoksikasyonuna ya da yoksunluğuna bağlı uyku bozuklukları ya da cinsel işlev bozuklukları görülebilir.

Ne yapmalı?

Yukarıdaki risk yaratan bozuklular her ne kadar geçici bir dönem yaşansa da genetik alt yapısında bu bozukluklara yatkınlık olan bireylerde hastalığın gelişmesi için madde kullanımı bir tetikleyici işlevi görebilir. O zaman tedavi, bağımlılığa paralel olarak bu bozuklukların tedavisini de içerecek şekilde yeniden düzenlenir.

Bununla birlikte; bazı maddelerin yarattığı kalıcı hasarlar da söz konusu olabilmektedir. Örneğin; halüsinojen kullanımının sonlandırılmasının ardından kalıcı bir bozukluk olarak “flashback” görülebilir. Flashback; halüsinojen intoksikasyonu sırasında yaşanmış olan bir ya da birden fazla algısal semptomun yeniden yaşanması (geometrik halüsinasyonlar, renklerin belirginleşmesi, hareket eden nesnelerin görüntülerinin izleri, çevresinde ışık halkaları vb.) halidir.

Yukarıda yer alan semptomlardan ya da sendromlardan bazılarını yaşıyorsanız ya da tanıdığınızın yaşadığını düşünüyorsanız lütfen bir an önce bizimle iletişime geçin. Böyle riskli durumlarda bir an önce tıbbi destek almak önemlidir.

 

 

 

 

 

Takip et, beğen, paylaş!
Email
Instagram
YouTube
LinkedIn
LinkedIn
Share