Problem: Bağımlılık Hakkında Bilgiler

Bağımlılığa dürüst bir bakış

“Nasıl oluyor da, insanı mutlu eden bir şey aynı zamanda onun felaketinin de kaynağı oluyor?”

                                                                                                                                                          Goethe- Genç Werther’in Acıları

 

Nedir?

Kişinin fiziksel ya da ruhsal sağlığında, mesleki ya da sosyal yaşamında sorunlara yol açsa da artan biçimde bir maddeyi kullanması ya da bir davranışı sürdürmesi haline bağımlılık denir. Kişinin içinde bulunduğu zihinsel ya da duygusal durumu değiştirme amaçlı bir maddeye ya da davranışa en yakın ifadeyle “aşermesi”(craving) söz konusudur.

Bağımlılık; genetik, fiziksel, psikolojik ve sosyal kaynakları olan bir beyin hastalığıdır. Kronik, aşamalı ilerleyen ve kimi zaman da ölümcül bir hastalıktır.

 

Nereden anlaşılır?

Kişinin aynı etkiyi yakalamak için miktarı arttırması, kullanımı ya da davranışı kestiğinde ya da azalttığında rahatsızlık yaratan fiziksel/duygusal belirtiler yaşaması, kendi kendine başarısız bırakma girişimlerinin olması ve kontrol kaybı söz konusudur. Kişi bağımlılık yaratan madde ya da davranışların hayatta kalmak için muhakkak gerekliymişcesine peşine düşmeye ve zamanını bağımlılığına odaklı programlamaya başlar. Tüm mantıksızlığa ve zararına rağmen bağımlılığını yaşamdaki diğer bütün önceliklerinin önünde tutar ve ciddi sorunlar yaşamaya başlar. Üstelik tüm bu sorunlara rağmen hatta bazen onları da meze ederek bağımlılığını sürdürür.

 

Bağımlılık bir zaaf mıdır?

Alanda yapılan araştırmalar bağımlılığın; iradesizlik, kişilik zaafiyeti ya da ahlaki bir takım yetilerin eksikliğinden kaynaklı olmadığını göstermiştir. Aksine, maddelerin uzun süreli kullanımı ya da davranışsal bağımlılıkların istikrarlı tekrarı sonucu beyin kimyasında yaşanan değişikliklerle kişi sağlıklı tercihler yapamaz duruma gelmektedir.

Örneğin; Madde kullanımı beyinde dopamin isimli keyif veren hormonun artması sağlar. Madde kullanırsa keyif alacağını bir kez öğrenen beyin kişiye bunu her fırsatta hatırlatır (özellikle eğlenmek istediğinde ya da mutsuzken). Ancak tekrarlayan her kullanımda dopamin beyinde biraz daha az salgılanır. Bu da kişinin her kullanımını bir öncekinden daha az keyifli hale getirerek madde miktarını ve sıklığını arttırarak o keyfi yeniden yakalamaya çalışmasına neden olur. Madde alımı tekrarlandıkça ve miktar arttıkça beyin dopaminin salınımını dengelemek için dopamini daha da az üretmeye başlar. Artık yemek, sohbet vb. gündelik yaşamdaki mutluluk veren etkinliklerde dahi dopamin salgılanamaz hale gelir. İşte bu durum bağımlı kişinin keyif almak değil yalnızca normal hissedebilmek için madde kullanmak zorunda olduğu kronik süreci başlatır.

 

Kendi başına bırakmak mümkün mü?

Bağımlı birçok kişi özel yaşamında, eğitiminde, işinde ya da sağlığında yaşadığı sıkıntılardan dolayı birçok kez kendi insiyatifiyle bırakmayı dener. Bireysel bırakma denemelerine rağmen istenilen sonuca ulaşamamanın iki temel nedeni vardır:

  1. Beyindeki kimyasalların yeniden dengelenmesi oldukça zorlayıcı bir süreçtir. Kişiler bu sürecin fiziksel ve duygusal zorluklarıyla başa çıkamayıp eski alışkanlıklarına sıklıkla geri dönebilmektedir. Doktor gözetiminde detoks ve/ve ya düzenli ilaç kullanımı olmaksızın geri düşüşlerin önüne geçilememektedir.
  2. Nüksü önlemek için tek başına ilaç kullanımı ya da detoks yeterli değildir. Kişiyi bağımlılığa yönelten kişisel ve çevresel etmenler değişmedikçe, ilaçlara rağmen hastalık nüks edebilmektedir. Psikoterapi bağımlı kişinin hastalığını kontrol altında tutabilmesini ve yaşamsal sorunlarla sağlıklı biçimde başa çıkabilmesini sağlar. Kişinin  yaşama dair yeniden motivasyon kazanmasına yardımcı olur.  Kişiye suçlandığı-dışlandığı sosyal dünya içerisinde belki de ilk kez yargılanmadan kendi olabileceği güvenli bir alan yaratır. Psikoterapinin yarattığı bu güçlü etkiyi kişinin kendi başına yaratması mümkün değildir. Derinlemesine bir iyileşme terapi ilişkisinin güven veren kucaklayıcılığıyla mümkündür. 

 

İyileştikten sonra kontrollü kullanım mümkün mü?

Ne yazık ki kendi beynimizdeki hormon salınımına zihinsel olarak müdahale edebilecek kadar gelişmiş canlılar değiliz. Aynı tansiyon ya da şeker hastalığı gibi bir kez aktif hale geçen bir bağımlılık, yaşam boyu dikkatli olmayı gerektirir. İstisnai durumların ve kontrollü kullanıma izin veren ilaçlara paralel kullanımların dışında, bağımlılık geliştirmiş kişiler, bağımlı oldukları maddeleri ömür boyu diğer insanlar gibi kullanamayacaklardır.  Beyin kimyası tedavi ile dengeye getirilmiş olabilir; ancak kullanım sürdürüldüğünde hastalığa karşı kişi tekrar savunmasız kalacak ve aynı kısır döngünün içine düşecektir.

 

Neden ben!?

Birçok genetik, psikolojik ve sosyal faktör bağımlılık geliştirmek için bazı insanları bazı bağımlılık türleri açısından diğer insanlara göre daha savunmasız hale getirmektedir. Kimse bağımlı olmak için bir şeylere başlamaz ya da aptallığından sürdürmez. İki kişi aynı maddeyi aynı miktarda kullanabilir ve biri bağımlılık geliştirip kontrolünü yitirirken öteki yaşamına aynı şekilde devam edebilir. Bu durum haksızlık gibi görünse de her kişi için bağımlılık yaratma potansiyeli taşıyan madde ya da davranış farklıdır. Herhangi bir sebeple bir bağımlılığınız aktif hale geçtiyse kendinizi diğer insanlarla karşılaştırmak ya da dünyada adalet aramak zaman kaybından başka bir işe yaramayacaktır. Bağımlılık bir hastalık olsa da iyileşmek bir seçimdir.

 

 

 

 

Neden bağımlılık terapisine ihtiyacınız olsun?

Neden tedavi işe yaramıyor? Tedavi girişimini baltalayan 5 temel yanlış

Bağımlılık nasıl anlaşılır?

Sevdiğiniz kişiyle bağımlılığı hakkında yüzleşebilmek

Maddesel ya da davranışsal bağımlılıklar arasında ne fark var?

 

 

Problem

 

 

Email
Instagram
YouTube
LinkedIn
LinkedIn
Share